Yıllar sonra geldin aklıma düştün.
Tıpkı damdan düşer gibi pat diye!...
İçimden bir his dediki
birkerecik ara
Belkide şeytandı.
Beni yıllar sonra
bir sesine muhtaç eden.
Aradım parmak uçlarım titreyerek
Evet işte o ses!...
kulaklarımdan içime
bir fırtına, olup esen
alo diyen yalın bir ses
kahrolayım sustum.
Dilim tutuldu,
sanki düğüm,düğüm yedikat dürüldü dilim
Ağzım kurudu, içim ürperdi.
Buda ne!...
Ellerim titriyor.
Ciğerlerim lime,lime
parçalandı.
Bin parçaya
Sanki asrın çığı düştü üstüme.
Altında kalan zavallı bir can
İşte,o benim.
Sustum,kahrolayım sustum!...
Hala seviyormuyum seni ne?
kırılsın ellerim varmadı kapatmaya
Duydum efendim diyen,
kıyamet acısı çığlıklarını
Her çığlığın Koca bir kayadan kopmuş.
kocaman bir taş gibi düştü üştüme.
Sanki, bir an
bir solukta geldin.
Dikildin karşıma
Ayakların yerde başın gökte gibiydin.
Ayak bileklerinden
kulak uçlarına doğru
aşağdan yukarı,göz ucuyla
seni süzmek ne mümkün!...
Sanki dört gözle
dört mevsim gözlediğim kıyamet gibisin.
Kahrolayım hala seviyormuyum ne?
O siyah saçların
yine eskisi gibi dökülmüş,
omuzlarından belden aşağı.
O karbeyazı ellerin,
sanki bana uzanır gibi,
İmkansızın yedi kat ötesinden.
Ya gözlerin,
o canıma Kasteden
gözlerin Gözlerime,
doğrulmuş iki ağır namlu,
iki arpacık gibi
ve ben tam hedefindeyim
On ikiden şakağımdan!...
Ya dudakların,
gazabını tattığım,
Azabına dayanamadığım,
o dudakların
Tıpkı patlamaya hazır
iki mayın gibi Dudakların.
Bu ne acı,
Bu ne dram,
Bu ne gam,
Bu ne aşağılık bir şey!...
Hala seni,
o gece siyahı gözlerini unutamamışım.
Ettiğin tüm ihanete,
Tüm nankörlüğe rağmen,
Seni
yakıp,yıkmam
Tozunu bile bırakmamam gerekirken
Üzerimde,hüçrelerimde
Bak hala seni unutamamışım.
Evet galiba insan
Ne kadar hüsrana uğrarsa,
Ne kadar acı yaşarsa,
Yaşanan her acı ve tadılan her hüsran,
Sanırım sadece vefasız olanın
sevilmesini artırıyor.
İşte,sende
bendeki yürekte tıpkı böyle bir şeysin.
Her ne kadar yüreğimi,
bin parçaya bölsende,
Bir uçtan diğer bir uca
tıpkı bir ip gibi gersende,
Karanlığın en dipsiz,
kuyularına şu varlığımı,
vefasızlığınla itsende,
Kahrolayım hala seni seviyormuyum ne?
Bilmem neyle sürdün?
şu çorak kırsal bıraktığın yetim içimi.
Bilmem neyle ne ektin?
kaç kat içime,
aşkını o kahrolası adını!...
O zıpkın bakışlarını,
O alev dudaklarını,
O ürkek ve titrek
Cehennem, yarısı tenini
Yaydan çıkmış gibi
elime uzanan
Budaksız, çaprazsız yalın ellerini,
O kömür karası
Ilgıt ılgıt esen saçlarını
Tel tel tek tek
Yolup Söküp atmam gerekirken
Andolsunki gücüm yetmedi.
Bilmem nasıl sürdün?
nasıl neyle ektin?
Bana azap veren
Beni kahreden
Canıma kasteden,
Lanet olası
Zehir zıkkım,
Sevdanı içime
Kohrolayım hala seni seviyormuyum ne?
Yoksa ellerimmi varmıyor?
Kıyamıyormuyum?
bilmem yücelerdenmisin?
yoksa kutlumusun?
Yoksa benmi kutsuyorum.
kahrolayım hala seni seviyormuyum ne?
MEHMET TAN